Sayfamızı Takip Edin

Sayfamızı Takip Edin

Sayfamızı Takip Edin

1 Kasım 2009 Pazar

ÇOCUĞUNUZDAN MEKTUP VAR

Sevgili Anneciğim, Babacığım,

Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek iterdim:

Deneme ile öğrenirim. Bana oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşılarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her işimde, koruyup kollamaya çalışmayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Kendi işimi kendim görmeye alıştırın. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım? Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor.

Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum. Beni dinleyin. Öğrenmeye en yakın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve açık olsun. Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder. Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi izler bırakır. “Ben senin yaşında iken...” diye başlayan sözleri hep kulak ardına atarım.

Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Beni, korkutup sinirlendirerek, suçluluk duygusu aşılayarak usandırmaya çalışmayın. Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.

Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Başarmam için beni destekleyin. Hiç değilse çabamı övün. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni başkalarıyla karşılaştırmayın; umutsuzluğa kapılırım.

Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın. Bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın, yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunalttığım sırada bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben sizi yabancıların yanında güç durumlara düşürebilirim.

Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine, beni size daha çok yakınlaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur. Biliyorum arasıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdiklerinizin yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarılmasın. Benden “örnek çocuk” olmamı beklemezseniz, ben de sizden kusursuz ana baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter. Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim!

Sevgiler Çocuğunuz

23 Haziran 2009 Salı

Ailede Mutluluk

Bir ebeveynin çocuklarına bırakabileceği en iyi miras, her gün birkaç dakikasını onlara ayırmaktır.
O. A. BattistaÖzellikle son yıllarda, yaşadığımız yoğun ve stresli hayatımızda ailemize yeteri kadar vakit ayıramamaktan dolayı çoğumuz mutsuz ve çaresiz hissetmekteyiz. Bu durum en çok çocuklarımız etkilemekte. Oysa ki çocuklarımız için sevgi, kabul ve güven olmazsa olmaz duygu ve ihtiyaçlardır. Çocuklarımız bu ihtiyaçlarını giderebildiği ölçüde sağlıklı bireyler olabileceklertir. Bu ihtiyaçlar giderilmediği sürece ömür boyu bu ihtiyaçları başka alanlarda (işkolik bireyler) ve başka kişlerde(yanlış evlilikler ve ilişkiler) aramaya devam edeceklerdir. Oysaki aile içinde bütün bu ihtiyaçları giderilen çocuklar geleceğin kendine güvenen, ne istediğini bilen ve kendine yetebilen bireyleri olacaklartır. İşte çocuğunuz için birkaç mutluluk reçetesi; Kucaklaşın- “Eve geldiğimde, annem ve babam beni sıkı sıkı kucaklar. Evimizde en çok o zaman mutluluk olur” (Nora, 8 yaşında) Beceriyi ödüllendirin- “ Evimizde büyük bir buzdolabı var, her yanı benim yaptığım resimlerle kaplı ve hatta bazıları aşağı sarkıyor” (Tobias, 5 yaşında) Yatmadan önce özel bir an paylaşın- “ Evimizi, annem beni yatırmadan önce uzun süre saçlarımı taradığında ve ninniler söylediğinde seviyorum” ( Beth, 4 yaşında) Birbirinizi takdir edin- “ Evimiz mutlu olduğunda, annem oturur ve bana bakıp gülümser” (Kalenda,4 yaşında) Birbirinizi şımartın- “ Mutlu evlerde çocuklar tüm köpükler yok olana dek orada kalabilsin diye büyük köpüklü banyolar vardır.” (Amy, 13 yaşında) Birbirinizi onaylayın – “Herkes birbirine iltifatlar eder ve birbiri için özel şeyler yapar.” (Shanti, 14 yaşında) Çocuklarınızla ilgilenebileceğiniz yüzlerce yol vardır. Önemli olan siz ve aileniz için en uygun ve doğru olanları bulup bunları bir an önce anne ve baba olarak hayatınıza geçirmektir. Çocuğunuza ayıracağınız ekstra 1 dakika bile fark yaratacaktır yeterki bu zaman eleştirmeden, düzeltmeden, yönlendirmeden...Bakarak dinleyerek gülümseyerek, içi sevgi dolu olarak geçsin...

5 Nisan 2009 Pazar

Aile İklimleri

Aile İklimleri

Ailede uyum ya da uyumsuzluk yaratan şey , ailenin duygusal iklimidir. Ailenin amacı, her aile bireyinin özgüveni yüksek, bağımsız ve üretken bir birey olgunluğuna erişmesi için gerekli, verimli ortamı yaratacak ilişkiler sağlamalıdır. Hiçbir birey bir diğeri için kendini feda etmemelidir.

Mutlu ailenin mimarları öncelikle anne- babalardır. Anne - baba çocuğu için her zaman elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışır. Ancak anne ve babaların başarılı ve iyi birer mimar olabilmeleri için önce kendi iç yapılarına bakmaları gerekir. Özgüveni yüksek anne - babalar en başarılı ebeveynlerdir. Hiçbir ebeveyn , birbirine kasıtlı olarak kötü davranmaz.
Eğer ortada yanlış bir davranış söz konusu ise, aile bireyleri birbirlerini sürekli eleştiriyor suistimal ediyorsa, nedeni çocukluklarında yaşamış oldukları kötü deneyimlerdir. Başarılı bir aile için iki yetişkine değil, öncelikle olgun, dengeli, mutlu, huzurlu bireylerin varlığına ihtiyaç vardır.
Çocukların anne - babalarından beklentileri, maddesel değil duygusal beklentilerdir.

Çocuklarımız bize diyor ki;
Anneciğim, babacığım sizden beklentilerim :
Kendini sev. Kendine değer ver. Kendini kabul et. Sevebileceğin kişileri benim gibi koşulsuz sev ve değer ver. Kendi duygularını ifade et. Başkalarının da duygularını ifade etmelerine olanak tanı. Bana olumlu model olun lütfen. Ailede ortaya çıkan streslerle başa çıkabilme ve çözüm üretebilme yetinizin olması
Bu yetilere sahip olan anne - babalarda aile iklimi de iyi olur. Yoksa aile çatışmalarından çocuklarımız çok etkilenecektir. Hiç çatışmasız ev ortamı olacak iddiasında değiliz. Son yapılan araştırmalarda çocukların çatışmanın nerede ve neden olduğuyla değil, çatışmanın nasıl olduğu ve sonuçlarıyla ilgilenmektedirler.
Eğer anne - baba çatışmanın ardından tatmin edici bir anlaşma sağlıyorlar ve uzlaşıyorlarsa çocuklar bu kavgadan fazla etkilenmiyorlar.
Psikolog Dr. Senny Reynold şunları söylüyor;
Her çocuk annesinin ve babasının arasının iyi olup olmadığını mutlaka hisseder. Bazı çocuklarsa anne- baba arasındaki tartışmadan kendini sorumlu hisseder. Tanık oldukları tartışmaları ebeveynler unutsa bile çocukların uzun süre belleklerinden silinmediğini gözlemliyorum.
Aile iklimlerinizin mutlu, sağlıklı, başarılı olması dileklerimizle.

7 Şubat 2009 Cumartesi

Çocuğunuzu Övmeniz Büyük Fark Yaratır

Ebeveynler genellikle çocukları sözlü olarak övmenin ve gülümseme ya da kucaklama gibi diğer sosyal ödüllerin çocuk yetiştirmedeki önemini gözden kaçırırlar. Ebeveyn olarak övgünün dikkat çekici şekilde iyi davranışlar ya da çocuğun muhteşem bir performansı için saklanması gerektiğine inanabiliyoruz. Çoğu zaman çocukların sessizce oyun oynamak ya da şikayet etmeden ev işlerine yardımcı olmak gibi iyi davranışlarını övme gereği duymuyoruz. Oysaki araştırmalara göre, olumlu davranışların ilgi ve övgü görmemesi çocukların olumsuz davranışlarını arttırmaktadır. Aslında övgü ve cesaretlendirme, yeni bir beceriyi öğrenirken çocuğun attığı küçük adımları yönlendirmek, olumlu benlik algısını teşvik etmek ve çocukların zor işler karşısında kararlılıkla devam edebilmelerini sağlayan motivasyonu onlara sunmak için kullanılabilir. Maddi ödüllerin aksine, övgü ve diğer sosyal ödüller bakımından sınırsız bir kaynağa sahibiz. Çocukların olumlu davranışlarını övgüyle teşvik etmek çok az vakit gerektirir. “Sessizce oyun oynamana bayılıyorum. Kızıma bakın ne kadar büyümüş” türünden basit bir cümle ya da zamanlaması doğru, içten bir sarılma övgü için ihtiyacınız olan tek şeydir. Bazı ebeveynler çocuklarını övmeyi nasıl ya da ne zaman yapacaklarını bilmedikleri için çocuk yetiştirmede çok faydalı olan bu yöntemi kullanmazlar. Oysaki denediğiniz de görürsünüz ki övgü gibi sosyal ödüller kullanmak ve çocuklara olumlu anlamda ilgi göstermek çocuk davranışlarında kısa sürede büyük etkiler yaratmaktadır.


Çocuğunuzu Överken Dikkat Etmeniz Gereken Noktalar:


1 - Övgü Belirgin Olmalı
Bir yorumun diğer bir yorumla arka arkaya hızlıca sıralandığı övgü şekli bulanıktır ve çok işe yaramaz. Örneğin, “Harika yaptın… Harika çocuk… Süper… Çok güzel…” şeklindeki övgüler övmeye çalıştığınız davranışı açıklamamaktadır.Açıklayıcı şekilde övmek daha etkilidir. Övgülerde, davranışı isimlendirerek açıklamalısınız. “İyi çocuk…” gibi bir övgü yerine “Senden rica ettiğimde oyuncaklarını topladığın için iyi bir çocuksun” ifadesi daha doğrudur. Olumlu davranışları açıklamanız çocuğunuzun hangi davranışların önemli olduğunu tam olarak anlamasına yardımcı olur.

2 - Doğru Davranış Övülmeli
Övgünün uygun davranışın ardından gelmesi kritiktir. Paylaşma davranışı için övgü çocuğunuz oyuncağını arkadaşıyla paylaştığı sırada verilmeli. Eğer çocuğunuz davranışın bütününe bakıldığında olumsuz bir şey yapıyorsa davranışın olası olumlu yönleri de dahil hepsini görmezden gelmek daha doğrudur. Ece, Can ile boya kalemlerini paylaşıyor ama bunu evin duvarlarını çizmek için yapıyorsa övgü almaması daha doğrudur.

3 - İstekli Olun
Bazı övgüler etkisizdir çünkü sıkıcı bir ses tonuyla hiç göz teması kurmadan ve gülümsemeden yapılmıştır. Aynı kelimeyi arka arkaya düz ve isteksiz bir ses tonuyla söylüyorsanız bu çocuğunuz için teşvik edici olmaz.Övgü sözcüklerinin etkisi isteğimizi aktaran sözsüz yöntemlerle arttırılabilir. Çocuğunuza gülümseyin, onu gözlerinizdeki sıcaklıkla sarın ya da onun sırtını sıvazlayın. Övgü enerji dolu bir şekilde, özenle ve içtenlikle söylenmeli.

4 - Övgü Anında Verilmeli
Bazen övgü, olumlu davranış gerçekleştikten saatler hatta günler sonra verilmektedir. Maalesef ki, övgü cümleleri zamanla teşvik edici etkisini kaybetmekte ve yapay durmaktadır. Hiç övmemektense gecikmeli de olsa övmek elbette ki daha iyidir ama en etkili övgü şekli olumlu davranışın gerçekleştiği 5 saniye içerisinde verilen övgüdür.

5 - Bir Davranışın Fark Edilmesi için Mükemmel Olması Gerekmez
Bir davranışı övgü ya da olumlu anlamda ilgi görmesi için mükemmel olması gerekmez. Aslında çocuklar bir davranışa ilk kez eğilim gösterdiklerinde, hedefe ulaşana kadar geçilen her küçük adımda teşvik edilmeye ihtiyaç duyarlar. Diğer türlü, yani övgü alabilmek için yeni davranışı ustalıkla sergileyene kadar beklemeleri gerektiğinde yeni davranıştan tamamen vazgeçebilirler. Yol boyunca attığı her küçük adımda çocuğu övmek gösterdiği çaba ve öğrenme azmi konusunda onu teşvik eder. Bu sürece “şekillendirme” denir ve çocuğu başarıya hazırlar.









Sinem Olcay
Gelişim Uzmanı, Psikolog



Kaynak : http://www.benimyuvam.com/





20 Ocak 2009 Salı

Dikkat! Çizgi filmler çocuklarınızı sömürüyor

Dikkat! Çizgi filmler çocuklarınızı sömürüyor

Okullardaki şiddetin nedeni çocukları birer ‘minyatür’ yetişkin gören çizgi filmler... Minyatür denildiğinde aklınıza ilk ne gelir bilmem ama “Orta Çağ’da çocukların anne babanın birer minyatür kopyası gibi, gelişimsel özelliklerine uygun olmayan şekilde giydirilmesi” geliyor benim aklıma. Çocuklara, anne babalarıyla davetlere katıldığı için bu dönemde “minyatür yetişkinler” deniliyormuş. “Yeni nesil” çizgi filmleri de çocukları bir yetişkinden farksız görmüyor. Kız çocuklarını birer genç kız, erkek çocuklarını birer kahraman gibi gören bu çizgi filmler, çocukların yaşlarına ve gelişimsel özelliklerine uygun olmayan konuları işleyerek çocukların ruh sağlığını tehlikeye atıyor.
Kız çocukları bir an önce büyüyüp güzel bir genç kız olmak ister. Annelerini örnek alan, makyaj yapmak, süslenmek isteyen çocuğun bu arzusu; oyuncak bebeklerle ve çizgi filmlerle sömürülüyor. Oyuncak bebekler; zayıf, güzel bir genç kız olduğu için çocuklara daha küçüklükten zayıf olma gerekliği aşılanıyor. Ayrıca bu bebekleri satın alabilmek de bir statü halini almış. Çocuklar kendi aralarında “En iyi oyuncak bebek bende” diyerek arkadaşlarına hava atıyor.
Asıl sakıncalı yanı ise bu bebekler “bir genç kız” olduğu için çizgi filmlerde; “sevgili edinme, bir erkek için süslenme, kıyaslama, üstün ve güzel olma” gibi çocukların o yaşlarda kavrayamayacağı kavramlar işleniyor ve bu kavramlarla çocukların kafaları karıştırılıyor, psikolojilerini bozuyor.
Ya erkekler... Bu yaşta babaları gibi güçlü bir erkek olma isteği içindeki erkek çocukların bu arzusu “Savaşçı kahramanlarla, ne olduğu bilinmeyen yaratıkların savaşlarıyla sömürülüyor. Bu yaşta sadece somut düşünebilen, gördüğü her şeyi gerçek olarak algılayan çocuk, gerçek dünyadan koparak şiddetle dolu bir dünyada yaşıyor. Birini dövmeyi, ezmeyi güçlü olmanın yolu olarak gören çocuk için şiddet normalleşiyor.
Bu, “Neden son yıllarda okullarda şiddet arttı?” sorusuna da cevap veriyor. Çocuğun psikolojisine ve gelişimine uygun olmayan, düşmanlık, küçümseme, savaş gibi konuların işlendiği bu kalitesiz çizgi filmlerle büyüyen çocuklarda davranış bozukluğu, arkadaş ilişkilerinde problemler görülmesi kaçınılmaz oluyor. Daha saldırgan, istediği olmadığında “Döverim seni, öldürürüm seni” diyen çocuklar yetişiyor.
Sevgili anne babalar! Lütfen çocuklarınıza bu tür çizgi filmler izletmeyin ve çocuklarınızı yanlış davranışlara yönlendiren oyuncak bebek ve şiddet sembolü kahramanların seçimi konusunda dikkatli olun. Çizgi filmleri kontrolünüz dışında izletmeyin ve izleyeceği çizgi filmleri siz seçin. Ayrıca bu çizgi film ve çocuk programlarının hemen hemen hepsi yurt dışından çeviri olduğu için çocuklarımıza yabancı kültür aşılandığını ve çocuklarımızın kültürümüze karşı yabancılaştırıldıklarını da unutmayın.


Sevil Gümüş

Pedagog



10 Ocak 2009 Cumartesi

Anaokulundaki Çocuğunuzun Beyin Gelişimini Destekleyin

Yapılan birçok araştırmaya göre insan hayatında beyin gelişiminin en hızlı olduğu periyot 0-6 yaş dönemi. Bu nedenle 0-6 yaş periyodunu içine alan anaokulu yılları çocuğun beyin gelişimi açısından da çok önemli bir yere sahip. Çocuk bu periyotta tüm hayatı boyunca sahip olabileceği en hızlı öğrenme kapasitesine sahip olacağı için çocuğa öğretilmesi gereken birçok konunun bu zaman diliminde öğretilmesini uzamanlar bizlere tavsiye ediyor.
Araştırmacılar, bir bebeğin doğduğunda beyninde milyarlarca sinir hücresi olduğunu ve bu hücrelerin ilk on yıl içinde hızla çoğaldığını belirtiyorlar. Çocuklara bu periyotta verilen gerekli miktardaki uyaran ile sinir hücreleri birbirleri arasında çeşitli ilişkiler kuruyorlar ve bu ilişkilerin sonucunda beyin oldukça iyi bir şekilde gelişimini tamamlıyor. Eğer çocuğa bu periyotta gereken uyaran verilmezse sahip olunan bu sinir hücreleri yavaş yavaş ölüyor ve işlevsiz hale geliyor. Ölen hücrelerin maalesef kendini yenilemek gibi bir şansı yok, bu nedenle hücrelerin ölmesi geri dönüşü olmayan zararlara neden olabiliyor.
Beyin gelişiminin maksimum seviyede olmasını sağlamak çocuğun sosyal çevresine ve bu çevrede bulunan insanlarla doğrudan ilişkili. Çocuklar büyüdükleri bu çevrede birçok şeyi öğrenir, kimi zaman olumlu kimi zaman olumsuz birçok olayla karşılaşır ve bunlardan etkilenirler.Çocukların beyin gelişimlerini en iyi şekilde tamamlamaları için bu nedenle ailenin özellikle de anne ve babanın rolü çok önemli. İşte anne ve babalara çocukların beyin gelişimleri hakkında bazı öneriler…
Beyin gelişimini desteklemek için neler yapabilirsiniz?
*Çocuğunuza karşı her zaman pozitif olun ve onun ihtiyaçlarını karşılıksız bırakmamaya çalışın. Çünkü çocuğunuz ilk aylarında onun ihtiyaçlarına verdiğiniz karşılık doğrultusunda size güvenmeye başlayacak ve bu ilişkinin sonucunda beynindeki sinir hücreleri birbirleri arasında çeşitli ilişkiler kuracak.
*Çocuğunuza her zaman ona yetecek kadar bakım sağlamayı ihmal etmeyin. Çocuğunuz için gereken zamanı ayırmadığınızda onun sosyal ve duygusal gelişimini yeteri kadar desteklememiş olacaksınız. Ama şunu unutmamalısınız ki yeteri kadar zaman ayırmak uzun saatler çocuğunuzla beraber vakit geçirmeniz anlamını taşımaz, az bir süre de olsa çocuğunuzla beraber paylaşımınızın oldukça verimli olduğu zaman dilimi çocuğunuzun ihtiyacını fazlasıyla karşılayacaktır.
*Çocuğunuzla sürekli sosyal ilişki içinde olmaya çalışın, onun televizyonun önünde uzun süreler boyunca kalmasına izin vermeyin. Çünkü televizyonunda beyin gelişiminde olumsuz etkiler yarattığı araştırmalar sonucu ortaya çıkmış.
*Ona kitap okuyun, şarkı söyleyin ve söyletin, onunla sürekli olarak konuşun. Çocuğunuz ne kadar çok kelimeye maruz kalırsa o kadar çok kelime algılama kapasitesi gelişecektir. Çocuğunuz kelimeleri algıladıkça o kelimeleri anlama ve kullanma yeteneği hızla gelişecek ve beyni bu konudaki bağlantıları daha hızlı yapmaya başlayacaktır. Bu aktivitelerin çocuğun gelecek yaşamındaki etkileri ise hızlı okuma ve anlama, hızlı düşünme ve cevap verme şeklinde olacaktır.
*Çocuğunuza güvenli oyun ve araştırma alanı yaratmaya çalışın. Birçok uzman çocuğun kendi kendine öğrendiği aktivitelerin daha kalıcı etkiler yarattığını, bu nedenle ailelerin ve eğitimcilerin çocuğun keşif yapabilmesine imkan sağlaması gerektiğini savunuyor.
*Çocuğunuza yaptığı olumlu hareketlerini pekiştirmesini sağlayacak pekiştirecekler vermeye çalışın. “Aferin”, “çok iyi”, “bunu başarabileceğini biliyordum” gibi bazı pekiştireçleri kullanabilirsiniz.